Gelecekte çocuk sahibi olmanın yolu tamamen değişebilir. Uzmanlar, tüp bebek ve embriyo taramasının, ailelerin bebek sahibi olurken tercih edeceği standart bir yöntem haline geleceğini öngörüyor. Bunun arkasındaki sebep ise oldukça basit: Genetik riskleri sıfıra indirgemek.
Geçtiğimiz günlerde bir sağlık zirvesinde konuşan biyoteknoloji şirketi Orchid’in CEO’su Noor Siddiqui, bu alandaki görüşlerini paylaştı. Şirketi, tüp bebek (IVF) sürecindeki embriyoların tüm genomunu tarayarak, çocukların genetik hastalıklara yakalanma riskini en aza indirmeyi amaçlıyor. Siddiqui’ye göre bu yöntemle, tek bir genetik mutasyondan kaynaklanan hastalıklar tamamen engellenebilir. Hatta kronik hastalıkların genetik riskini bile önemli ölçüde azaltmak mümkün.
Genetik Tarama ve Potansiyeli

Peki bu ne anlama geliyor? Dünyada her 100 kişiden dördü, tek bir genetik mutasyonun neden olduğu bir hastalığa sahip. Bu tür hastalıkların %95’inin ise henüz bir tedavisi yok. Orchid gibi şirketlerin sunduğu embriyo taraması, bu tür tek genli hastalıkların oluşmasını daha en başından önleyerek ailelere büyük bir umut veriyor.
Bunun yanı sıra, şizofreni, bipolar bozukluk veya kalp hastalığı gibi birçok genin birleşimiyle ortaya çıkan çok genli (poligenik) hastalıklar da var. Siddiqui, embriyo taramasıyla bu hastalıkların genetik bileşenini %30’dan başlayıp, %80’e varan oranlarda azaltmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Tabi bu risk azalması, taranan embriyo sayısı ve hastalığın yaygınlığı gibi faktörlere bağlı olarak değişiyor.
Maliyet ve Gelecek

Genom dizilemenin maliyeti, insan genom projesinden bu yana inanılmaz derecede düştü. Bir zamanlar milyarlarca dolara mal olan bu işlem, artık bir embriyo için birkaç bin dolara yapılabiliyor. Orchid yatırımcılarından olan ve genetik alanında öncü olarak bilinen George Church, bu teknolojinin tarihin en uygun maliyetli tıbbi teknolojilerinden biri olduğunu düşünüyor. Ona göre bu yöntem, sağlık harcamalarımızı ve aile içi sorunlarımızı önemli ölçüde çözebilir.
Siddiqui de bu teknolojiyi kendi embriyoları üzerinde kullanmış. Özellikle annesinin körlüğe neden olan genetik mutasyonuyla ilgili tüm embriyoların negatif çıktığını belirtiyor. Aynı zamanda ailesinde yaygın olan kalp hastalığı ve diyabet gibi risklerin de bu sayede önceliklendirildiğini söylüyor.
Sonuç olarak, bilim ve teknolojinin geldiği bu noktada, ebeveynler artık çocuklarının genetik mirasını daha bilinçli bir şekilde yönetme şansına sahip. Geleceğin bebekleri belki de daha en baştan hastalıklara karşı kalkanlarını kuşanmış olacak. Bu, tıp ve insanlık tarihi için gerçekten heyecan verici bir gelişme.
